Önde gelen bir nörobilimciye göre, 1997 ile 2010 arasında doğan kuşak, kendisinden önce gelen nesilden okul başarısı açısından daha düşük performans gösteren ilk nesil oldu.
43 yaşındaki Dr. Jared Cooney Horvath, konuyla ilgili olarak şu ifadeleri kullanıyor: “Modern tarihte, standartlaştırılmış akademik sınavlarda bir önceki nesilden daha düşük puan alan ilk kuşak onlar. Durumu daha da kötüleştiren ise gençlerin çoğunun ne kadar akıllı oldukları konusunda aşırı özgüvenli olmaları. İnsanlar ne kadar akıllı olduklarını düşünürse, aslında o kadar aptal oluyorlar.
Temel dikkat, hafıza, okuryazarlık, sayısal beceriler, yürütücü işlevler ve genel IQ dahil olmak üzere hemen hemen her bilişsel ölçümde düşük performans gösterdiler.”
Horvath, kısa süre önce ABD Kongresi önünde verdiği ifadede, Milenyum kuşağını takip eden Z kuşağının insanlığın gurur duyduğu akademik rekoru tersine çevirdiğini kongre üyelerinden oluşan bir panele anlattı.
Peki, koca bir yaş grubunun sınav puanlarında çuvallamasına ne sebep oldu?
Standartlaştırılmış akademik testlerden elde edilen büyük veri yığınlarını inceleyen Horvath, Kongre’ye yaptığı açıklamada Z kuşağının yaşadığı zorlukların, sürekli ekran süresiyle büyüyen ilk nesil olmalarından kaynaklandığını söyledi ve bunun gerçek öğrenmenin yerini tutmadığını belirtti.
Dünya genelinde Harvard ve Avustralya’daki Melbourne Üniversitesi dahil olmak üzere birçok üniversitede ders vermiş olan Horvath, şunları söyledi: “Bir gencin uyanık olduğu zamanın yarısından fazlası, ekrana bakarak geçiyor. İnsanlar biyolojik olarak diğer insanlardan ve derin çalışmadan öğrenmek üzere programlanmıştır; ekranlarda madde işaretli özetleri kaydırmak için değil.”
Eğitim teknolojisi (Edtech) olarak adlandırılan dijital cihazlar, ders saatlerinde ve ödev yaparken beyinlerinin büyük bölümünü meşgul ediyor.
Öğrenciler sınıf dışındaki saatlerini telefon, tablet ve dizüstü bilgisayarlardan oluşan kişisel cephanelikleriyle geçiriyor; klasik edebiyatı alıp gerçekten okumak yerine TikTok altyazılarını kaydırıyor, Snapchat mesajları gönderiyor ve özetlere göz atıyorlar.
Horvath’a göre, ekran üzerinden öğrenme süreci öğrencileri sadece yüzeysel okuyuculara dönüştürdü ve yoğun zihinsel çaba olmadan, en parlak zihinler bile adeta hamura dönüşebilir.
“Ben teknoloji karşıtı değilim. Ben akademik sıkılıktan yanayım.” diyen Horvath, okulların öğrenciler için ekran süresini sınırlamasını ve çocukların sınavı geçmek için kitap açıp sabahladığı eski günlere dönülmesini istiyor.
Horvath, Senato Ticaret, Bilim ve Teknoloji Komitesi’ne şunları söyledi: “Neslimizin yüzleşmesi gereken üzücü gerçek şu: Çocuklarımız, onların yaşındayken bizim olduğumuzdan daha az bilişsel kapasiteye sahip. 1800’lerin sonlarından beri bilişsel gelişimi standartlaştırıyor ve ölçüyoruz.
Her nesil ebeveynlerinden daha iyi performans gösterdi. Ta ki Z kuşağına kadar.”
Ayrıca Arizona merkezli, araştırma ile sınıf uygulamaları arasında köprü kurarak akademik sonuçları iyileştirmeyi amaçlayan bir grup olan LME Global’in kurucusu olan Horvath, şunları söyledi: “80 ülkede verilere baktığınızda, ülkeler okullarda dijital teknolojiyi yaygın biçimde benimsediğinde performans önemli ölçüde düşüyor.
Teknoloji eğitime her girdiğinde öğrenme düşüyor.”
Ayrıca, ileriye dönük olarak, okulların sınıflardaki teknoloji kullanımını azaltmaya zorlanacağı yeni politikalar umduğunu söyledi. Böylece bir sonraki nesil olan Alfa kuşağına daha zeki bireyler olma konusunda bir şans verileceğini belirtti.
Kaynak: https://nypost.com/2026/02/07/us-news/gen-z-the-first-generation-officially-dubbed-dumber-than-the-last/
