Geçtiğimiz günlerde Anthropic, Bay Area’da fiziksel deneyler yürütmek için YZ modellerini kullandığı bir deneysel biyoloji laboratuvarı işlettiğini doğruladı. Bu hafta ise YZ devi, bu laboratuvarın büyük bir keşfe imza attığını duyurdu: Şirketin tanımıyla, “CRISPR’ı andıran belirli özelliklere” sahip yeni bir enzim “sistemi”.
CRISPR, bakterilerin virüslerle savaşmak için kullandığı doğal bir bağışıklık sistemi. Araştırmacılar bunu gen düzenleme teknolojisi olarak yaygın biçimde kullanıyor.
Anthropic’in bulduğunu söylediği şey, özünde, bakteriyofajların (bakterileri enfekte eden ve onların içinde çoğalan virüsler) DNA’sında gizlenmiş, daha önce bilinmeyen bir enzim sistemi. Anthropic araştırmacıları, bu sistemin “DNA’yı kesme, kopyalama ve yapıştırma gibi işlemleri gerçekleştirebilmesi” bakımından CRISPR’a benzer davrandığını söylüyor.
Bu keşfin gerçekten ne kadar önemli ya da ne kadar yeni olduğunu doğrulamak, daha geniş araştırma topluluğuna düşecek. Anthropic CEO’su Dario Amodei, X’te yaptığı paylaşımda, keşfin başkalarının çalışmalarına dayandığını ve Stanford’dan bir ekibin daha önce “Claude’un bulduğuna bazı yönlerden benzeyen” bir sistem keşfettiğini kabul etti.
Ancak Amodei ve Anthropic sadece keşfi öne çıkarmıyor. CEO, bu sistemin “tamamen olmasa da çoğunlukla Claude tarafından” bulunduğunu vurguluyor.
Bir yandan bu durum şaşırtıcı. Bu laboratuvar henüz bu ilkbaharda kuruldu (Anthropic kaç aydır açık olduğuna dair daha spesifik bir bilgi vermedi). Sadece birkaç kısa ay içindeki bir keşif bile yeterince hızlı sayılır fakat ekip, Claude’un bunu yalnızca 21 saatlik yoğun bir çabayla başardığını söyledi. Claude, 210 milyon token tüketen yaklaşık 950 ajan kullanarak verileri taradı.
Yine de Anthropic’in biyoloji deneyleri yürüttüğünün ortaya çıkması, Amodei dahil YZ CEO’larının modellerin çok yetenekli ve potansiyel olarak tehlikeli hale geldiğini, bu yüzden sektörün yavaşlayıp güvenlik testi prosedürleri geliştirmesi gerektiğini kamuoyuna açıkça itiraf etmesinin hemen ardından geldi. Şirket çalışanlarından birkaçı da bu ayın başlarında YZ’nin hepimizi öldürme riski bulunduğunu açıkça ifade etmişti.
Amodei, en çok korktuğu şeylerden birinin YZ’nin biyoterörizm için kullanılması olduğunu bizzat söyledi ama aynı zamanda YZ’nin “5-10 yıl içinde çoğu hastalığı iyileştireceğine” de inanıyor. Dolayısıyla Anthropic, elde edilecek kazanımların risklere değdiğine karar vermiş gibi.
Bunu göz önüne aldığımızda, belki de bu haberde ortaya çıkan en önemli şey keşfin kendisi değil, biyoloji laboratuvarında Claude’a tam serbestlik verilmemiş olması. Fiziksel deneyleri insan bilim insanları yürüttü:
“Bay Area’da bulunan laboratuvarımız tipik bir moleküler biyoloji laboratuvarına benziyor. Yalnızca alt düzey biyogüvenlik risk seviyelerini (BSL-1 ve BSL-2) içeren araştırmalar yapıyoruz ve insanları enfekte edebilecek patojenlerle çalışmıyoruz. Laboratuvardaki tüm işler insan bilim insanları tarafından yürütülüyor.”
YZ destekli biyolojik araştırmaların Anthropic’e özgü olmadığı da bir gerçek. Stanford’dan araştırmacılar, büyük dil modelleri ve CRISPR ile yaptıkları çalışmalar hakkında yakın zamanda bir makale yayımladı. UC San Francisco’daki araştırmacılar, sıfırdan enzim tasarlamak için YZ kullandı. Google ise YZ destekli ilk biyoloji araştırma aracı AlphaFold’u 2020’de kullanıma sundu. Dolayısıyla YZ, kendi sınırlarını zorlayan araştırma laboratuvarlarının ötesine geçerek biyolojik araştırmalara kesin olarak giriş yaptı.
Yine de Amodei, gelecekte tamamen otomatikleştirilmiş bir biyoloji laboratuvarı olasılığını göz ardı etmedi: “Gereken koruma tedbirleri alındığında, ileride Claude’un laboratuvar ekipmanlarını otonom şekilde kontrol ederek deneyleri güvenle yapması bile mümkün olabilir ancak bugün bunu yapmıyoruz.”
Kaynak: https://techcrunch.com/2026/09/23/anthropic-says-its-biology-lab-has-already-found-something-big/
