Doğası gereği kalp krizleri, kalpteki tüm hücrelerin oksijen ve besin akışını aniden keserek hücrelerin üçte birine kadarını yok ediyor; neticede telafisi mümkün olmayan hasarlara yol açıyor fakat bilim insanlarının uzun süredir benimsediği bu varsayım yeniden sorgulanıyor. Kalp krizinin mekanizması, yani oksijensiz ve besinsiz kalma süreci, tamamen gerçek. Lakin onarılamaz denilen kısım, artık daha yakından incelenmeyi gerektiriyor.
Circulation Research dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmada, başta Sydney Üniversitesi, Baird Enstitüsü ve Royal Prince Alfred Hastanesi olmak üzere Avustralya merkezli bir bilim ekibi, kalp hücrelerinin aslında bir krizin ardından yeniden büyüyebileceğini saptadı. Uzmanlar, tıbbi literatürde “miyokard enfarktüsü” olarak adlandırılan kalp krizi sonrası gerçekleştirilen baypas ameliyatları sırasında, yaşayan hastalardan rızaları dahilinde doku örnekleri topladı. Ekip, kalbin hem sağlıklı hem de hastalıklı bölgelerinden örnekler alarak, kardiyomiyosit mitozunu (yani kalp kası hücrelerinin bölünmesini) ölçmek adına bir dizi test ve RNA dizileme prosedürü uyguladı. Neticede, iskemi yani azalan oksijen ve kan akışının ardından hücre bölünmesinde yeniden artış gözlemlendi.
Baird Enstitüsü’nden çalışmanın başyazarı Robert Hume, basın açıklamasında; “Şimdiye dek, kalp krizinden sonra kalp hücreleri öldüğü için kalbin o bölgelerinin onarılamaz şekilde hasar gördüğünü ve kalbin vücut organlarına kan pompalama yeteneğinin azaldığını düşünüyorduk. Araştırmamız, kalp krizinden sonra kalp yara iziyle kalsa da yeni kas hücreleri ürettiğini gösteriyor ki bu durum yeni olasılıkların kapısını aralıyor.” sözlerini dile getirdi.
Bu fenomen daha önce hayvan modellerinde belgelenmiş olsa da (Virginia Üniversitesi bilim insanları Kasım 2024’te farelerde kalp hücresi yenilenmesini uyaran bir yöntem tanımlamıştı), kalp krizi sonrası gerçekleşen söz konusu hücresel bölünme insanlarda ilk kez belgelendi. Eğer vücut, iskemi sonrası hücresel hasarı doğal yollarla onarabiliyorsa, iyileşmeyi tıbbi olarak güçlendirecek ve kalp yetmezliği gibi feci sağlık sonuçlarını önleyecek yöntemler geliştirilebilir.
Royal Prince Alfred Hastanesi’nden çalışmanın kıdemli yazarı Sean Lal, basın açıklamasında “Zaten, bu örnekleri kullanan araştırmamız, daha önce farelerde kalbin yenilenmesinde rol oynadığı gösterilen birkaç proteini tanımladı; bu bulguların şimdi insanlara uyarlanabilmesi son derece heyecan verici. Çalışmamızda canlı insan kalbi doku modellerini kullanmak, kalp hastalığı için yeni tedaviler geliştirmek adına daha doğru ve güvenilir verilere sahip olacağımız anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
Kalp krizi sonrası iyileşmeyi desteklemeye yönelik benzer tedaviler de eş zamanlı olarak geliştiriliyor. Yakın dönemde yayımlanan bir çalışmada, Texas A&M Üniversitesi araştırmacıları, bağışıklık sistemini düzenlemeye yardımcı olan ve interlökin-4 (IL-4) içeren mikroskobik parçacıklarla yüklü bir yama geliştirdi. Bahsi geçen yaklaşım, makrofajların iltihaplayıcı durumdan iyileştirici bir profile geçmesini teşvik ederek araştırmacıların “iyileşme dostu bir ortam” olarak tanımladığı koşulları oluşturuyor ve yara izi oluşumunu azaltıyor.
Kalpteki iltihap sinyallerinin baskılanması, kardiyomiyosit mitozunun desteklenmesiyle birleştiğinde, kalp krizi sonrası uzun ve sağlıklı bir yaşam ihtimalini güçlendiren etkili bir stratejiye dönüşebilir.
Kaynak: https://www.popularmechanics.com/science/health/a70133316/heart-attack-regrow-cells/
