Scott Anthony (Dartmouth College, 1996 mezunu), Temmuz 2022’de mezun olduğu okula geri dönmek için danışmanlık dünyasındaki 20 yıllık kariyerini geride bıraktığında, kurumsal hayatın yoğun çatışmalarından uzaklaşıp daha sakin bir öğretim yaşamına geçeceğini düşünüyordu ancak ChatGPT’nin çıkışından yalnızca birkaç ay önce kampüse adım atması, kendisini öğrencilerinin büyük bölümünü endişeyle felç eden yapay zeka (YZ) devriminin tam ortasında bulmasına yol açtı.
Eski McKinsey ve Innosight danışmanı olan Anthony, yakın zamanda verdiği bir röportajda, yeni nesil iş liderleri arasında baskın duygunun yalnızca heyecan olmadığını, güçlü bir korkunun da belirgin şekilde hissedildiğini ifade etti.
Anthony, “Beni sürekli şaşırtan şeylerden biri, öğrencilerimizin onu kullanmaktan ne kadar korktukları.” dedi. Profesöre göre söz konusu kaygı yalnızca akademik dürüstlük ya da kopya çekme endişesiyle sınırlı kalmıyor. Pek çok öğrenci YZ sınırlarını zorlamaya hevesli olsa da, kayda değer bir kesim teknolojiye tamamen korku temelli bir yaklaşım sergiliyor.
Anthony durumu şu sözlerle açıklıyor: “YZ hakkında, insanlar fazla derine inerlerse insanlıklarını kaybedeceklerine dair güçlü bir korku taşıyor.”
Yeni yayımlanan Epic Disruptions: 11 Innovations That Shaped Our Modern World kitabının yazarı olan Anthony, eğitim ve iş dünyasının aynı anda sarsıldığı bir dönemde ders vermenin zorluklarına dikkat çekiyor: “Tarih bana çok açık biçimde gösteriyor ki, böyle büyük dönüşümlerin ortasında her zaman ciddi bir karmaşa yaşanır.”
Kendini Kaybetme Korkusu
Anthony, değişim süreçlerinin ancak geriye dönüp bakıldığında anlam kazandığını, mevcut aşamada ise aşırı gürültünün hakim olduğunu söylüyor. Öğrencilerin bilişsel iş yüklerinin önemli bir bölümünü YZ sistemlerine devretmesinin, liderlik için kritik önemde olan eleştirel düşünme becerilerini zayıflatabileceği yönündeki endişesini dile getiriyor.
Haziran ayında yayımlanan ve bilişsel borç kavramına odaklanan bir MIT çalışması da profesörün görüşünü destekliyor. “your brain on ChatGPT” (ChatGPT etkisindeki beyniniz) başlıklı araştırma, bilişsel faaliyetin harici araçlara bağımlılık arttıkça azaldığını, yani YZ kullanımının insanı daha aptal hale getirdiğini öne sürüyor.
Buna karşılık University of South Australia bünyesinden Vitomir Kovanovic ve Rebecca Marrone, The Conversation üzerinden yayımladıkları değerlendirmede çalışmaya itiraz ediyor.
Araştırmacılar, yalnızca kendi bilişsel kaynaklarını kullanan grubun görevi üç kez tekrar ederek konuya alıştığını vurguluyor ve YZ sistemlerinin henüz öğrencileri gerçekten zorlayacak düzeyde karmaşık görevlerde kullanılmadığını savunuyor.
Anthony, öğretim yaklaşımında belirli bir konuyu öğrenmek isteyen öğrencinin, konuyu ele almak için YZ teknolojisini nasıl kullandığını ayrıntılı biçimde ortaya koymasını istediğini belirtiyor. Tek bir komutla elde edilen sonuçlar yerine, sürecin tamamının görünür olmasını talep ediyor. Kusursuz çıktılar sunan bazı öğrencilerin aslında çok az şey öğrendiğini, buna karşılık ham ve eksik görünen çalışmaların daha derin bir öğrenme sürecini yansıtabildiğini ifade ediyor.
Stanford profesörü Jure Leskovec gibi klasik mavi defter sınavlarına geri dönen akademisyenlere saygı duyduğunu dile getiren Anthony, kendi yaklaşımının henüz o noktada olmadığını söylüyor. Bazı meslektaşlarının hâlâ son derece katı yöntemler benimsediğini, hatta sınav sırasında öğrencilerin tuvalete gitmesine dahi izin vermeyen örnekler gördüğünü aktarıyor.
Zor Yolun Değeri
Değişimin geri döndürülemez olduğu konusunda net olan Anthony, kötü yazıların büyük ölçüde ortadan kalktığını kabul ediyor ama ortaya çıkan tablonun ciddi riskler barındırdığını düşünüyor.
“Sürekli vurguladığım nokta şu: ister öğrenci ister yönetici olsun, yükü tamamen üzerimden atayım demek son derece baştan çıkarıcı ve kolay.” uyarısında bulunuyor. Profesör, teknoloji ve insan emeğinin ayrılması gerektiğini şu spor analojisiyle açıklıyor: “Spor salonuna gidin, herhangi bir ağırlığı kaldırmak isteyin, yanınızda bir forklift getirin. Ağırlığı kaldırabilirsiniz ama mesele o değildir.”
Julia Child örneği ise profesöre göre değişimin süper kahramanlıkla değil, sıradan insanların merak, sabır ve tekrar eden denemelerle ilerlemesi hakkında olduğunu gösteriyor.
Child’ın Mastering the Art of French Cooking kitabı için on yıl harcadığını, Paris’teki ilk sınavında başarısız olduğunu ve eşi için hazırladığı kırmızı şarapta haşlanmış beyin yemeğinin tam anlamıyla bir felaketle sonuçlandığını hatırlatıyor.
Anthony’ye göre zor çalışmak yalnızca başarıya ulaşmak için katlanılan bir bedel değil, başlı başına anlam taşıyan bir süreç.
Kaynak: https://fortune.com/2025/12/20/does-ai-make-you-dumb-dartmouth-professor-says-gen-z-scared/
