ABD Ordusu, cephe hatlarındaki ikmal ve yaralı tahliyesi gibi en tehlikeli savaş alanı görevlerinde askerlerin yerini robotların alması için çalışıyor.
Dronelar gözetleme ve vuruş kabiliyetlerini artırdıkça, kısa mesafeli hareketler bile artık yüksek risk taşıyor. Ordu şu anda, çatışmalı ortamlarda hem ikmali hem de yaralı tahliyesi görevlerini otonom olarak yerine getirebilecek bir insansız kara aracı (UGV) arıyor.
Modern çatışma bölgeleri kısa menzilli lojistiği giderek daha tehlikeli kılıyor. Düşman droneları her hareketi sürekli takip ederken, topçu atışları ve keskin nişancılar açıkta kalan birlikleri hedef alıyor.
Ordu’nun son başvuru tarihi 28 Nisan olan “Commercial Solution Opening” duyurusunda şu ifadelere yer verildi: “Modern savaş alanı, sürekli düşman gözetimi ve cephe hattı ile gerisindeki unsurların hızla vurulmasıyla karakterize ediliyor; bu da cephe hattına gidiş-dönüş her türlü hareketi oldukça savunmasız kılıyor. Bu ortam, komutanların birliklere ikmal yapma ve yaralıları tahliye etme kabiliyetini zorlaştırıyor.”
Bu bağlamda “son taktik kilometre” (cepheye en yakın, en tehlikeli kısa mesafeli lojistik ve tahliye aşaması) olarak adlandırılan bu aşama, kritik bir boşluk haline gelmiş durumda. Birlikler yiyecek, mühimmat ve tıbbi yardımı güvenli bir şekilde taşımakta zorlanıyor. Yaralı tahliyesi de, özellikle havadan sürekli gözetim altında benzer kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor.
Çift Rollü Savaş Alanı Robotu
Ordu, minimum değişiklikle ikmal malzemesi taşıma ve yaralı tahliyesi arasında geçiş yapabilen tek bir platform istiyor. Aracın bir tüfek takımı ve bölük karargahını destekleyecek kadar yük taşıması gerekiyor. Ordu, “Farklı ikmal sınıflarını taşıyabilmeli ve çeşitli arazi ve ortamlarda otonom şekilde çalışarak desteklediği birliklerle güvenilir iletişimi sürdürebilmeli.” açıklamasında bulundu.
Yaralı tahliyesinde ise esneklik kritik önem taşıyor. Sistem, yaralıların durumunu kötüleştirmeden hızlı şekilde yeniden yapılandırılabilmeli. Duyuruda şu ifade yer alıyor:
“En az iki yaralıyı, yaralanma noktasından belirlenen toplama noktasına, ek zarar vermeden taşıyabilmelidir.”
Resmi duyuru otonom gereksinimlerini de ana hatlarıyla açıklıyor. Robot, karmaşık ortamlarda iletişimi korurken minimum insan müdahalesiyle çalışmalı. UGV; uzaktan kumanda edilebilmeli, otonom navigasyona sahip olmalı ve görüş hattı dışı iletişim kurabilmeli. Ayrıca robot, GPS olmayan alanlar dahil yol üstü ve yol dışı güzergahlarda ilerleyebilmeli ve durumsal farkındalığı desteklemeli. Birimlere yaklaşırken saptanabilir izleri ve emisyonları en aza indirmeli.
Hunter Wolf İlhamı
Ordunun bu çabası, Small Multipurpose Equipment Transport (S-MET) girişimi gibi mevcut programlara dayanıyor. HDT Robotics tarafından geliştirilen Hunter Wolf gibi sistemler halihazırda ağır yük taşıyor ve silahlara entegre edilebiliyor.
Ancak Ukrayna’dan çıkarılan dersler, bu alandaki aciliyeti artırdı. Orada, sürekli drone gözetimi açık alandaki hareketleri son derece tehlikeli hale getirdi. Ukrayna kuvvetleri artık cephe yakınındaki lojistik ve yaralı tahliyesi için büyük ölçüde robotlara güveniyor.
Ordunun yeni gereksinimi bu değişimi yansıtıyor. Doğrudan manevra birliklerinin kontrolünde olan ve onlara hem lojistik hem de tıbbi görevler için organik robotik destek sağlayan bir sistemin sahaya sürülmesi hedefleniyor.
Başarılı olması durumunda söz konusu platform, ön hat birliklerinin operasyonlarını sürdürme şeklini yeniden tanımlayabilir. Giderek daha fazla izlenen savaş alanlarında muharebe etkinliğini korurken düşman ateşine maruz kalma riskini azaltabilir.
Kaynak: https://interestingengineering.com/military/us-army-last-mile-robot-resupply-evacuation
