Kimera kelimesi genellikle mitolojik, çok başlı canavar imgelerini akla getirse de terim aynı zamanda daha modern ve bilimsel çağrışımlar taşır. İki farklı genetik hücre hattına sahip olan insan kimeralarına dair belgelenmiş 100 civarında vaka bulunuyor. Söz konusu durum, genellikle çift yumurta ikizlerinden birinin rahimde diğerini emmesi sonucu ortaya çıkıyor. Bazı aşırı nadir durumlarda ise henüz doğmamış ikizler, bir kimeranın yavrularının genetik ebeveyni haline gelebiliyor.
Kimerizmin daha yaygın görülen bir türü, aslında kavramın mitolojik ve hayvansal kökenlerinin yansıması olan türler arası kimerizmdir. Bilim insanları, nakil için insanla uyumlu organlar yetiştirme umuduyla 2017 yılında dünyanın ilk insan-domuz kimeralarını (küçük bir insan hücresi topluluğuna sahip bir domuz embriyosu) yarattı. Sekiz yıl sonrasına gelindiğinde süreç hala zorluğunu koruyor; zira fare veya domuz gibi bir konak organizmanın hücreleri, kimerik işlem sırasında insan hücrelerini geride bırakmalarına olanak tanıyan “RNA doğuştan gelen bağışıklığı” adlı savunma mekanizmalarına sahip.
Cell dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmada, Teksas’taki UT Southwestern’den biyologların liderlik ettiği ekip, fare hücrelerinde “MAVS” adı verilen bir protein tespit etti. İlgili protein devre dışı bırakıldığında bağışıklık alarmı esasen kapanıyor. Yaşanan gelişme, insan hücrelerinin rekabet etmesine, hayatta kalmasına ve sonuçta daha etkili şekilde entegre olmasına imkan tanıyor.
Çalışmanın kıdemli yazarı ve UT Southwestern’de biyolog olan Jun Wu, yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Elde edilen bulgular, donör insan hücrelerini değiştirmeden insan-hayvan kimerizmini geliştirmek için içgörüler sağlıyor. Bu gelişme, hayvan konakçılarda insan organları yetiştirme ve potansiyel olarak küresel organ nakli kıtlığını giderme olasılığını artırıyor.”
Gerçekleştirilen çalışma, yine Wu’nun laboratuvarı tarafından yürütülen ve geçtiğimiz yıl yayınlanan önceki araştırmalara dayanıyor. Geçmişteki çalışmalarda, aynı türün hücrelerine doğal olarak yapışan ancak farklı türler arasındaki hücrelere nadiren tutunan hücre yapışma moleülleri (CAM’ler) adı verilen yapışkan proteinleri atlatmanın yolları geliştirilmişti. Araştırmacılar, insan kök hücrelerinin yüzeyini, başka bir türe ait antijenlerle karşılaştıklarında onlara güvenli şekilde bağlanan ve CAM’leri tamamen devre dışı bırakan nano gövdelerle modifiye etti.
Elbette, insan hücrelerinin genellikle organizmanın %10’undan çok daha azını oluşturduğu insan-hayvan kimeralarının yaratılması, uzun süredir devam eden bir etik çıkmazdır ve birçok hayvan hakları grubu tarafından karşı çıkılan bilimsel bir girişimdir. Bununla birlikte, son yıllarda ksenotransplantasyon (genetiği değiştirilmiş domuzlarda yetiştirilen organların insanlara nakledilmesi) etkileyici sonuçlarla genişledi. Mart 2024’te Massachusetts General Hospital, genetiği değiştirilmiş bir domuz böbreğinin yaşayan bir alıcıya ilk ksenotransplantasyonunu gerçekleştirdi. Ayın başlarında ise NYU Langone Health, son evre böbrek kanseri olan hastalar için klinik denemenin parçası olarak ilk ksenotransplantasyonlarını gerçekleştirdi.ABD’de organ nakli bekleme listesinde 100.000’den fazla kişinin bulunması nedeniyle, daha fazla vücuda nakledilecek organ bulmak modern tıbbın en önemli öncelikleri arasında yer alıyor. En azından şimdilik, iyi ya da kötü, insan-hayvan kimeraları bu kritik eksikliği gidermenin yollarından biri olarak görülüyor.
Kaynak: https://www.popularmechanics.com/science/health/a69549400/animal-human-chimeras/
