Geçtiğimiz sonbaharda, Kanada’nın Ottawa şehrinden sıra dışı bir kargo taşıyan bir uçak havalandı: yaşama kabiliyeti olmayan bir grup insan embriyosu ve yumurtası. Kanadalı uzay tıbbı uzmanı ve çalışmanın araştırmacılarından Shawna Pandya’nın aktardığına göre uçak yüksek irtifaya ulaştığında pilot havada kavisler çizerek kısa süreli yerçekimsiz ortamlar oluşturdu. Bu süreç, araştırmacılara uzay benzeri mikroyerçekiminin üreme açısından kritik olan hücreler üzerindeki olası etkilerini inceleme fırsatı verdi.
Deney, Pandya’nın en sevdiği konulardan biriyle doğrudan örtüşüyor: Uzay yolculuğunun beklenen tehlikeleri, doğal yaşam alanımız olan Dünya’nın ötesinde sağlıklı insan döllenmesine, gebeliğine ve doğumuna izin verecek mi? Bu uçuştan öğrendiklerini paylaşmak için henüz erken olduğunu belirtse de Pandya, artık uzay bebekleri hakkında daha fazla konuşma vaktinin geldiğine inanıyor. Pandya, Virgin Galactic’in muhtemelen yılın ilerleyen dönemlerinde uzaya çıkacak olan yeni Delta sınıfı uçağındaki ilk ticari mürettebat üyelerinden biri olarak iki kadın astronota daha katılacak.
Uzay bebekleri kulağa fikri bilim kurgu gibi gelse de hem bilim insanları hem de girişimler, Dünya’nın ötesine geçtiğimizde insan doğurganlığına tam olarak ne olduğunu çözmeye çalışıyor. Bu ilgi, bir ay önce Amerikan astronotlarının Ay’a dönmesi ve 2030 yılına kadar kalıcı bir Ay karakolu kurulması çağrısında bulunan kararnameleri imzalayan Donald Trump gibi siyasi liderlerin yanı sıra, yıldızları kolonileştirmeyi ticari ve varoluşsal bir mesele olarak gören Elon Musk ve Jeff Bezos gibi teknoloji milyarderleri tarafından besleniyor. Musk, Dünya’daki azalan doğurganlık oranlarından ve Mars’ı kolonileştirme arzusundan düzenli olarak bahsediyor; hatta bir Mars kolonisini tohumlamaya yardımcı olmak adına spermini bağışlamayı teklif ettiği bildiriliyor.
Öte yandan, Bezos’un Blue Origin ve Richard Branson’ın Virgin Galactic gibi şirketleri, ödeme yapan müşteriler için uzayın sınırına yapılacak kısa yolculukları cazip hale getirmeyi hedefliyor ve bir gün derin uzayı turistler için erişilebilir kılmayı umuyor. Geçtiğimiz Nisan ayında Musk’ın SpaceX firmasının Florida’daki Cape Canaveral’dan fırlattığı bir roket, Hollanda merkezli bir girişim olan SpaceBorn United tarafından geliştirilen ve uzayda tüp bebek (IVF) çalışmalarını incelemek amacıyla tasarlanan bir mini laboratuvar prototipini de içeriyordu.
Son yıllarda, Dünya’daki insan doğurganlığına odaklanan araştırmalarda çok büyük ilerlemeler kaydedildi. Silikon Vadisi yatırımcıları, yeni araştırmaları ticarileştirmeye istekli üreme teknolojisi girişimlerine milyarlarca dolar aktardı fakat doğurganlık ve uzayı aynı anda incelemek hâlâ alışılmadık bir durum. Dolayısıyla temel bilgileri henüz yeni keşfediyor ve varsayımlar oluşturuyoruz. Derin uzayda düzenli olarak maruz kalınan radyasyon türü erkeklerde ve kadınlarda kısırlığa neden olabilir mi? Yerçekimi değişiklikleri gelişmekte olan bir embriyoyu nasıl etkiler? Cevapları henüz bilinmiyor. Evrimsel biyolog ve Becoming Martian kitabının yazarı Scott Solomon’un vurguladığı üzere bebek yapmanın uzayda Dünya’dakinden farklı işleyip işlemediğini çözemezsek, insanlığı kozmosun derinliklerine taşıma çabaları çok uzağa gidemeyebilir.
2018 yılında, NASA destekli araştırmacılar Uluslararası Uzay İstasyonu’nda mikroyerçekiminin etkilerini incelemek amacıyla dondurulmuş insan spermi örneklerini yörüngede çözdürdü. Spermler normalde olduğu kadar hareketli değildi ve koşullar, spermin bir yumurtayı döllemesini sağlayan kimyasal süreci de olumsuz etkiledi. Birkaç yıl sonra İtalya’daki bir laboratuvarda araştırmacılar, mikroyerçekimi etkilerini simüle etmek amacıyla, bir tüp bebek kliniğinden bağışlanan insan yumurtalarını rastgele yönlerde döndüren bir makine kullandı. 2023 yılında paylaşılan raporda, yumurtaların yapısının hasar gördüğü, döllenme veya yaşama kabiliyeti olan embriyolara dönüşme ihtimallerinin azaldığı belirtildi.
İnsan embriyoları üzerinde deney yapma fikri, Dünya üzerindeki hastalıklara çare bulmak amacıyla olsa bile, ahlaki ve dini nedenlerle birçok insanı huzursuz ediyor. Uzayda bebek yapıp yapamayacağımız gibi uzak bir konuyu ele almak için embriyolar üzerinde deney yapmak, muhtemelen siyasi olarak çok tartışmalı olacaktır. NASA bugüne kadar uzayda insan yumurtası veya embriyosu içeren bir çalışma yürütmedi ancak ajans, astronotların eve döndükten sonraki sağlık durumlarını ve doğurganlıklarını izlemeye devam ediyor. Bilimsel literatürde, astronotların uzaydan döndükten sonra sağlıklı çocukları olduğuna dair raporlar yer alsa da, görevler Ay’a yerleşmek veya Mars’a gitmek için gereken süreden çok daha kısa zaman dilimlerini kapsıyordu.
Birçok uzay meraklısı, mikroyerçekiminin etkileri nedeniyle, uzaydaki herhangi bir başarılı üremenin tüp bebek (IVF) yöntemiyle gerçekleşeceğini savunuyor. Gelecekte oluşması beklenen pazara yönelik bir adım olarak, Hollandalı girişim SpaceBorn ve ortakları, geçtiğimiz Nisan ayında SpaceX’in Falcon 9 roketiyle mini bir tüp bebek laboratuvarı prototipi fırlattı. SpaceBorn CEO’su Egbert Edelbroek, Cape Canaveral’daki fırlatmayı yerinde izledi. Laboratuvar insan hücresi yerine, roketin yaklaşık 30 dakika sonraki yeniden girişinden sağ çıkamayan maya hücrelerini içeriyordu. Yine de Edelbroek, laboratuvar içindeki kameraların ve sensörlerin, yaşam destek sisteminin çalıştığını ve fırlatma gücünden sağ çıktığını gösterdiğini, bunun bir gün uzayda tüp bebek yapılmasını mümkün kılmak adına önemli bir ilk adım olduğunu belirtti.
Edelbroek’in nihai hedefi, uzayda çocuk sahibi olmak isteyen astronotlara veuzay yerleşimcilerine tüp bebek hizmeti satmak ama şimdilik SpaceBorn, Dünya’daki tüp bebek klinikleri için embriyoların gelişmesine yardımcı olan besin karışımının daha gelişmiş bir versiyonu üzerinde çalışıyor. Embriyoların uzayda nasıl hayatta kaldığını inceleyerek daha dayanıklı embriyolar oluşturan bir karışım yaratabileceğine inanıyor. Edelbroek’in ekibi, mini laboratuvarın bir sonraki versiyonunun bu yıl içinde havalanmasını umdukları bir Hint şirketinin roketinde yer almasını bekliyor. Maya hücreleri yerine fare embriyoları kullanmayı planlıyorlar.
Kaynak: https://www.theinformation.com/articles/space-baby-era
