Astronomlar Evrenin En Büyük Yapısını Keşfetti: Quipu

Evreni anlamak, içindeki en büyük yapıları keşfetmeden mümkün mü? Teorik olarak zor, pratikte ise imkansız. Devasa oluşumlar, kozmik dengeyi doğrudan etkileyerek gözlemlerimizi çarpıtabilir.

Astronomlar, şimdiye kadar bulunan en büyük kozmik yapıyı keşfetti ve İnka medeniyetinin düğümlerle bilgi kaydeden ölçüm sistemi Quipu’nun adını verdi. 200 katrilyon Güneş kütlesine sahip olan bu devasa süper yapı, 1,3 milyar ışık yılı (400 megaparsek) uzunluğunda.

Böylesine büyük bir sistemin çevresine olan etkilerini anlamak, evrenin işleyişini çözmek açısından kritik. Yeni araştırmalara göre, Quipu ve benzeri süper yapıları incelemek, galaksilerin evrimini, kozmolojik modelleri ve ölçümlerin doğruluğunu geliştirme açısından büyük önem taşıyor.

Bu görüntü yeni keşfedilen beş üstyapıyı göstermektedir. Quipu (kırmızı) evrende şimdiye kadar bulunan en büyük yapıdır. Diğerleri Shapley (mavi), Serpens-Corona Borealis (yeşil), Hercules (mor) ve Sculptor-Pegasus (bej).

Quipu Süper Yapısı Nasıl Keşfedildi?

Quipu’nun keşfine dair çalışma, "Yakın Evrenin En Büyük Yapılarının Ortaya Çıkarılması: Quipu Süper Yapısının Keşfi" başlığıyla Astronomy and Astrophysics dergisinde yayınlanmak üzere kabul edildi. Araştırmanın baş yazarı Max Planck Enstitüsü’nden Hans Bohringer, ekibiyle birlikte bu keşfi arXiv ön baskı sunucusunda yayımladı.

Ekip, 130 ile 250 megaparsek uzaklıktaki kozmik bölgeyi inceleyerek Quipu’yu ve dört farklı süper yapıyı belirledi. Keşif sürecinde, X-ışını galaksi kümelerinden yararlanıldı. Cosmic Large-Scale Structure in X-rays (CLASSIX) Küme Araştırması kapsamında yapılan gözlemler, bu devasa oluşumların yerini ve yapısal özelliklerini belirlemeye yardımcı oldu.

Galaksi kümeleri, binlerce gökadanın bir araya gelerek oluşturduğu büyük sistemlerdir ve içlerindeki yüksek sıcaklıktaki gaz, güçlü X-ışınları yayar. Bu X-ışınları, madde yoğunluğunun en yüksek olduğu bölgeleri ve evrenin büyük ölçekli yapısını izlemeye olanak tanır.

Quipu’nun Evrendeki Önemi ve Etkileri

Galaksi kümeleri ve süper kümeler gibi devasa oluşumlar, evrenin nasıl evrimleştiğine dair mevcut kozmolojik modellerin sınırlarını zorlayan yapılar arasındadır.

Quipu’nun keşfiyle birlikte evrendeki en büyük yapı ortaya çıkarılmış oldu. Yapılan incelemelere göre, keşfedilen beş süper yapı galaksi kümelerinin %45’ini, gökadaların %30’unu ve toplam maddenin %25’ini içeriyor. Bu sistemler, evrenin hacminin %13’ünü kaplıyor.

Araştırmacılar, Quipu’nun uzun bir filament şeklinde uzandığını ve yan dallara sahip olduğunu, bu yapının İnka medeniyetindeki düğümlü kayıt sistemine benzerliği nedeniyle Quipu adının seçildiğini belirtiyor.

Quipu ve Büyük Kozmolojik Sorular

Süper yapılar, evreni gözlemleme, ölçme ve anlama süreçlerinde büyük etkiler bırakıyor. Araştırmacılar, "Bu büyük oluşumlar, kozmolojik gözlemler üzerinde doğrudan izler bırakıyor." diyerek süper yapıların önemini vurguluyor.

Büyük kütleleri nedeniyle, Büyük Patlama'nın kalıntısı olan Kozmik Mikrodalga Arka Plan Işınımı'na (CMB) doğrudan etki ediyorlar. CMB, evrenin erken dönemini anlamak açısından en önemli kanıtlardan biri olarak kabul ediliyor. Ancak, süper yapıların muazzam yerçekimi etkisi, CMB ışığının geçişini bozarak dalgalanmalar yaratıyor. Integrated Sachs-Wolfe (ISW) etkisi olarak bilinen bu olay, evrenin genişleme sürecine dair yapılan ölçümlerde hata payını artırıyor.

Ayrıca, süper yapılar Hubble sabiti ölçümlerini etkileyerek evrenin genişleme hızına dair kesin verilere ulaşmayı zorlaştırıyor. Gökadalar yalnızca genişleme hareketiyle uzaklaşmaz, aynı zamanda yerel hareketlere de sahiptir. Bu hareketlerin süper yapıların kütleçekimi nedeniyle değişmesi, genişleme hızının doğru ölçülmesini zorlaştırıyor.

Bunun yanında, büyük ölçekli kütleçekimsel merceklenme nedeniyle gökyüzündeki gökadaların şekilleri ve konumları değişebiliyor. Bu durum, kozmolojik ölçümlerde ek hata payına yol açıyor.

Lambda-CDM Modeli ve Quipu

Bu tür süper yapılar, Lambda-CDM (Karanlık Enerji ve Soğuk Karanlık Madde) modeline dayalı kozmolojik simülasyonlarda da görülüyor. Lambda-CDM, evrenin büyük ölçekli yapısını açıklamada en başarılı teorilerden biri olarak kabul ediliyor ve Quipu gibi devasa oluşumların keşfi, bu modelin gerçek evreni doğru simüle edebildiğini gösteriyor.

Araştırmacılar, "Lambda-CDM kozmoloji modellerine dayalı simülasyonlarda benzer süper yapılar bulduk." diyerek, evrenin evrim sürecinde bu tarz büyük oluşumların beklenen yapılar olduğunu belirtiyor.

Quipu Süper Yapısı Gelecekte Ne Olacak?

Araştırmalara göre, bu büyük yapılar kozmik zaman ölçeğinde kalıcı değil.

"Evrenin gelecekteki evriminde, bu süper yapılar birkaç çökmekte olan birime ayrılacak. Bu nedenle, geçici oluşumlar olarak değerlendirilmelidir." diyor Bohringer ve ekibi.

Ancak şu an için, evrenin fiziksel yapısını şekillendiren, kendine özgü özellikler barındıran ve büyük ölçekli kozmik çevrede önemli rol oynayan özel oluşumlar arasında yer alıyor.

Quipu ve benzeri süper yapılar, evrenin işleyişine dair temel bilgiler sağlayarak, kozmolojinin gelecekteki çalışmalarında kilit bir rol oynayacak. Araştırmacılar, "Bu ortamların galaksi popülasyonu ve evrim üzerindeki etkilerini inceleyen yeni çalışmalar oldukça ilgi çekici olacaktır." diyerek, keşfin yeni bilimsel araştırmaların önünü açacağını vurguluyor.






Kaynak: https://phys.org/news/2025-02-astronomers-largest-universe-quipu.html