Bilim ve Dünya
26/3/2025
Modern insanların ataları, 1,5 milyon yıl önce gizemli bir popülasyondan ayrıldı ve yaklaşık 300 bin yıl önce tekrar bu popülasyonla bağlantı kurdu. Yeni geliştirilen bir genetik modele göre, bilinmeyen söz konusu popülasyon, günümüzde taşıdığımız genlerin %20'sini oluşturuyor ve insan beyninin gelişimine de katkıda bulunmuş olabilir.
Cambridge Üniversitesi'nden genetikçi ve çalışmanın ortak yazarı Aylwyn Scally, yaptığı açıklamada, "Günümüzdeki DNA'ya bakarak yüz binlerce, hatta milyonlarca yıl öncesine ait olayları yeniden inşa edebilmemiz şaşırtıcı. Bu bize, tarihimizin hayal ettiğimizden çok daha zengin ve karmaşık olduğunu gösteriyor." dedi.
Nature Genetics dergisinde 18 Mart Salı günü yayımlanan çalışmada, araştırmacılar modern insanın (Homo sapiens) evrim sürecini izlemek amacıyla "cobraa" adı verilen yeni bir genom modelleme yöntemini ortaya koydu.
1000 Genomes Project ve Human Genome Diversity Project kapsamında yayınlanan modern insan DNA verileri üzerinde bu yeni yöntemi uygulayan araştırmacılar, yaklaşık 1,5 milyon yıl önce birbirinden ayrılan iki ana atasal grup keşfetti ve bunları Popülasyon A ve Popülasyon B olarak adlandırdı.
Ayrılmanın hemen ardından Popülasyon A, nüfusunda ciddi bir düşüş ve genetik çeşitlilik kaybı yaşadı. Ancak zamanla yeniden büyüyerek Neandertaller ve Denisovanların ayrıştığı ana grup haline geldi.
Yaklaşık 300 bin yıl önce ise Popülasyon A, Popülasyon B ile yeniden birleşti. Araştırmacıların genetik analizlerine göre günümüz insanlarının genomunun %80'i Popülasyon A'dan, %20'si ise Popülasyon B'den geliyor.
Çalışmanın ortak yazarı ve Cambridge Üniversitesi'nde genetik alanında yüksek lisans öğrencisi Trevor Cousins yaptığı açıklamada, Popülasyon B'den gelen bazı genlerin, "özellikle beyin fonksiyonu ve sinirsel işlemleme ile ilgili olanların insan evriminde kritik bir rol oynamış olabileceğini" belirtti. Genel olarak Popülasyon B kaynaklı genetik materyalin bireylerin çocuk sahibi olabilme yeteneğini azalttığını ifade eden Cousins, Live Science’a e-posta aracılığıyla verdiği demeçte "Genom karmaşık bir yapı ve genlerin dışında kalan bölgeler bile önemli işlevler gerçekleştirebilir." dedi.
Yeni model ayrıca yaklaşık 300 bin yıl önce insanları oluşturan Popülasyon A'nın "derin yapıya" sahip olduğunu, yani "genetik olarak farklı iki veya daha fazla popülasyonun birbirleriyle karışarak oluştuğunu" ortaya koydu ancak popülasyonların tam olarak kim oldukları henüz belirsiz. Araştırmacılar çalışmada, "Afrika ve diğer bölgelerde bulunan çeşitli Homo erectus ve Homo heidelbergensis popülasyonları, A ve B soyları için potansiyel adaylar arasında," diye not düştüler.
Cousins, "Genetik model hangi fosillerin Popülasyon A veya B'ye atanması gerektiğini gösteremez; yalnızca spekülasyon yapabiliriz." dedi.
Bazı uzmanlar, birbirlerinden ayrılıp daha sonra tekrar melezleşme yoluyla birleşen ve gen akışına yol açan bu tür gruplardan "hayalet popülasyonlar" olarak bahsediyor. Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde görev yapan ve araştırmaya dahil olmayan biyolojik antropolog John Hawks, Live Science'a gönderdiği e-postada, "Bu çalışmanın ilginç yönü, modelde ortaya çıkan yapının, günümüzde yaşayan herkes tarafından paylaşılan derin bir Afrika kökeni göstermesi. Belirli bir gruba katkıda bulunan 'hayalet popülasyonlar' değil, tüm modern insanların Afrika köken popülasyonuyla birleşmiş büyük bir hayalet söz konusu." dedi fakat Hawks’a göre yeni modelin zayıf yanlarından biri, Afrikalı popülasyonların az temsil edildiği 1000 Genomes Project verilerine dayanması. Hawks, "Bu nedenle bunu eski insanların neler yaptığını tam olarak gösteren gerçekçi bir rehberden ziyade, prensipte bir kanıt olarak görüyorum." yorumunda bulundu.
Modern insanın kökeni, paleoantropolojide uzun süredir devam eden bir soru. Son yirmi yılda DNA ve genom analizindeki gelişmeler, yeni bilgiler sağlamanın yanı sıra yeni sorular da ortaya çıkardı.
Cousins, açıklamasında, "Açıkça görülüyor ki, türlerin net ve belirgin çizgiler halinde evrimleştiği fikri fazla basit. Melezleşme ve genetik değişim, hayvanlar aleminde yeni türlerin ortaya çıkışında tekrar tekrar büyük rol oynamış gibi görünüyor." dedi.