1990’ların ortasından beri bilim insanları hayvan klonlamaya odaklanıyor. Koyun Dolly, yaklaşık 30 yıl önce, 1996’da yetişkin bir meme bezinden alınan hücreyle klonlanan ilk memeli oldu.
Hayvan embriyolarının klonlanmasından insan embriyolarına geçiş ise çok daha tartışmalı oldu ve bunun nedeni yalnızca içerdiği riskler değil, aynı zamanda çok sayıda riski barındırması. Şimdiye kadar bilim insanları sadece kök hücrelerden insan embriyosu modelleri üretmekle ve Dolly gibi yetişkin hücreler yerine fetal hücrelerden primat klonlamakla yetindi.
Söz konusu durum, yaşlanma karşıtı teknolojiye distopik bir bilim kurgu romanından fırlamış gibi görünen bir alternatif geliştirmeyi hedefleyen gizli çalışmaları durdurmadı. Wired tarafından geçen hafta bildirilen habere göre milyarderler tarafından desteklenen R3 Bio adlı gizli bir girişim, hayvan deneylerine bir alternatif olarak “bilinç ve duyusal farkındalığı olmayan” maymunlardan oluşan “organ keseleri” geliştirmek için kaynak topluyor. Bu yapılar, beyin hariç tüm tipik organları barındıracak ve nihayetinde bağışçılar için organ ile doku kaynağı görevi görecek ancak MIT Technology Review tarafından yapılan kapsamlı bir araştırma, R3 Bio kurucularının gizlice çok daha iddialı bir hedef peşinde olduğunu ortaya koyuyor: Yaşlı veya hasta bireylerin bir gün beyinlerini nakledebilecekleri, tamamen “beyni olmayan klonlar” yaratmak. Donör bedenlerde beyin geliştirmemenin, korkutucu olsa da bir avantajı bulunuyor: Beyni olmayan bir klon, kavram üzerindeki belirli ahlaki çıkmazların etrafından dolanabiliyor.
Yine de bu fikri etik açıdan sorunlu olarak tanımlamak yetersiz kalır. Şirket içerisinden birinin, R3 kurucusu John Schloendorn’un sunumunu “Dr. Strangelove” ile bir tür “üçüncü türden yakınlaşmaya” benzetmesine rağmen şirket o zamandan beri beyinsiz insan klonları fikriyle arasına mesafe koydu.
Şirket, Tech Review’a yaptığı açıklamada; kurucusunun “taşıyıcı anneler tarafından taşınacak varsayımsal ‘duyarlı olmayan insan klonları’ hakkında hiçbir açıklama yapmadığını” belirtti ve insan klonlama niyetine dair tüm iddiaların asılsız olduğunu savundu.
Dikkat çekici bir şekilde, kurucu ortak Alice Gilman, ekibin insanları kapsayan beyinsiz klonlar hakkında “varsayımsal fütüristik tartışmalar yapma hakkını saklı tuttuğunu” ifade etti.
Uzmanlar, etik boyutunun ötesinde, tam vücut değişiminin biyolojik fizibilitesine de şüpheyle bakıyor. 2000’lerin başında insan embriyolarını klonlamaya çalışan ilk kişilerden biri olan Jose Cibelli (Michigan State University), bu alanda çok sayıda engel bulunduğunu belirtiyor: yasal sınırlamalar, güvenlik sorunları ve yapay rahmin hâlâ bilim kurgu düzeyinde olması bunların başında geliyor. Cibelli, “Bir kadını, anormal olacağı belli olan bir fetüsü taşımaya ikna etmeniz gerekir.” diyor.
Cibelli’ye göre bu durumun yarattığı ciddi “iğrenme faktörü”, R3 kurucularını caydırmış gibi görünmüyor. John Schloendorn, yıllardır insan bedeninin yerini alabilecek alternatifler üzerinde çalışıyor; kapalı kapılar ardında seminerler veriyor ve yatırımcıları ikna etmeye çalışıyor.
Schloendorn, 2024 yılında gönderdiği bir LinkedIn mesajında, “Bunu erkenden tanımlanmış toplumsal faydalar sağlayacak şekilde yapmaya çalışacağız ve eğer güvenli bir şekilde yapılamayacağı ortaya çıkarsa ‘hayır’ cevabını almaya hazır olmalıyız.” diye yazdı.
Kurucu, röportaj vermeyi de reddetti; R3’ü gizli moddan çıkarmadan önce faydaların “gerçeklikle makul şekilde temellendirildiğini” göstermek istediğini belirtti.
Kaynak: https://futurism.com/health-medicine/startup-pitching-cloned-human-bodies
