1. Anasayfa
  2. Bilim ve Dünya

Bir Girişim, Nevada’da Gizli Jeotermal Enerji Kaynağı Keşfettiğini Duyurdu

Bir Girişim, Nevada’da Gizli Jeotermal Enerji Kaynağı Keşfettiğini Duyurdu
0

Jeotermal enerji alanında faaliyet gösteren Zanskar adlı girişim, perşembe günü Nevada’da son derece değerli bir keşif yaptığını açıkladı. Yeraltının derinliklerindeki gizli jeotermal kaynakları tespit etmek için yapay zeka kullanan şirket, potansiyel bir güç santrali kurulmasına ticari açıdan uygun yeni bir saha belirledi. Girişim, keşfin jeotermal sektörde onlarca yıldır yapılan ilk büyük buluş olduğunu öne sürüyor.

Yapılan çalışma, söz konusu kaynakların nasıl bulunabileceğine dair yıllar süren araştırmaların bir sonucu olarak görülüyor ve jeotermal enerjinin artan potansiyeline işaret ediyor. 

Teoride jeotermal enerji, yenilenebilir elektrik üretmenin en basit yollarından biri olarak kabul ediliyor. Dünya çekirdeğinin ısıttığı yeraltı sıcak su rezervleri, yüzeydeki türbinleri çalıştıran buharı üretiyor ve süreç, yoğun madencilik ya da karmaşık yakıt dönüşümleri gerektirmiyor. Tektonik plakaların kesiştiği ve yer kabuğunun daha ince olduğu bölgelerde kaynaklara erişim kolaylaşıyor; bu durum batı ABD’yi jeotermal santraller için elverişli bir bölge hâline getiriyor. Dünyanın en büyük gelişmiş jeotermal alanı olan California’daki saha, insanların binlerce yıldır kullandığı kaplıcaların üzerine kurulu ve ilk güç santrali burada 1920’lerin başında inşa edildi.

Buna karşın jeotermal enerjinin önündeki en büyük zorluk, bu kaynakların gerçekten tespit edilmesi. Yüzeyde, bir santral kurulmasına uygun verimli noktalara işaret eden kaplıca ya da menfezlere rastlamak oldukça nadir. Elektrik üretimi için yeterince sıcak olan sistemlerin büyük bölümü yeraltının derinliklerinde bulunuyor ve yüzeyde herhangi bir iz bırakmıyor. “Gizli” ya da “kör” sistemler olarak adlandırılan bu yapıların yerini belirlemek son derece zor. Bu nedenle pek çok jeotermal santral, tarımsal kuyular veya petrol ve gaz aramaları sırasında tesadüfen keşfedilen sistemler üzerine kuruluyor. Zanskar’ın diğer kurucu ortağı Joel Edwards, “Bu iş tam anlamıyla samanlıkta iğne aramak gibi” diyerek, incelenen arazilerin yalnızca çok küçük bir bölümünün jeotermal sistem barındırdığını söylüyor.

1970’lerdeki petrol krizi sırasında ABD federal hükümeti, jeotermal enerji üretimini artırma kararı aldı ve bu kapsamda Nevada’da kör sistemleri bulmak için yöntemli sondaj haritaları oluşturuldu. University of Nevada, Reno profesörü ve Nevada Bureau of Mines and Geology’nin eski direktörü James Faulds, “Bugün bakıldığında bu yaklaşım anlamsız görünebilir ancak o dönemde gizli sistemlerin ısı özelliklerine dair çok az veri vardı ve bu yöntem o koşullarda mantıklıydı.” ifadelerini kullanıyor.

Zamanla hükümet, jeotermal araştırmalara ayırdığı bütçeyi azaltarak nükleer, güneş ve rüzgar gibi diğer enerji teknolojilerine yöneldi. Fon desteğini kaybeden sektör, bilinen sistemleri geliştirmeye odaklandı. Edwards’a göre 1980’lerden sonra geliştirilen kârlı kör sistemlerin büyük bölümü tesadüfen ya da akademik çalışmalarla keşfedildi. Günümüzde jeotermal enerji, ABD’nin toplam enerji arzının yüzde 1’inden daha azını karşılıyor fakat bilim insanları, batı ABD’de büyük ölçüde kullanılmamış bir potansiyel bulunduğunu belirtiyor. Zanskar, geniş ölçekli jeolojik verileri işlemek için yapay zeka kullanan teknolojisinin bu sistemleri bulmada önemli rol oynayabileceğini savunuyor.

Şirketin teknolojisi, 2000’li yıllarda bilinen jeotermal sistemlerin özelliklerini kataloglamaya başlayan Faulds gibi bilim insanlarının çalışmalarına dayanıyor. 2010’ların sonunda Faulds, Department of Energy tarafından sağlanan bir hibe ile Nevada’daki kör sistemleri belirlemek üzere fay modelleri ve elektriksel iletkenlik verilerini kullanan bir araştırma ekibine liderlik etti. Ekip, 2018 yılında elektrik üretimine uygun sıcaklıkta bir sistemi başarıyla tespit etti. Faulds, sahanın ticari uygunluğunu test etmediklerini çünkü bölgenin bir yaban hayatı koruma alanı içinde yer aldığını söylüyor. Edwards, kurucusu olduğu şirket ile Faulds’un araştırma grubu arasında önemli bir örtüşme bulunduğunu, Faulds’un hem kendisinin hem de şirketteki bir veri bilimcisinin tez danışmanı olduğunu belirtiyor. Edwards, “Bu çalışmalar, kör sistemlerin 1970’ler ve 1980’lerdeki aramalara kıyasla çok daha düşük maliyetlerle bulunabileceğini gösterdi.” diyor.

Son aylarda jeotermal enerji alanında yeni bir döneme girildiğini gösteren birçok anlaşma gündeme geldi. İlginin büyük bölümü, kör sistemleri bulma ihtiyacını ortadan kaldıran ve fracking benzeri yöntemlerle yapay koşullar oluşturan Enhanced Geothermal Systems (EGS) teknolojisine yönelmiş durumda. Öne çıkan şirketlerden Fervo, büyük petrol firmalarıyla anlaşmalar yaptı ve şirketin santrallerinden biri 2023’te Google veri merkezlerine enerji sağlamaya başladı ama EGS’ye yönelik ilgi artarken, kör sistemlerin sunduğu potansiyelin göz ardı edildiği belirtiliyor. EGS, geleneksel jeotermale kıyasla daha karmaşık ve maliyetli bir süreç gerektiriyor. 

Sonuç olarak girişimin kurucuları, kör jeotermal sistemlerin enerji potansiyelinin geçmişte öngörülenden çok daha büyük olabileceğini savunuyor. ABD hükümeti 2008 yılında keşfedilmemiş jeotermal sistemlerin ortalama 30 gigawatt elektrik potansiyeline sahip olduğunu tahmin etmişti. James Faulds ise bu tahminlerin on kattan fazla düşük olabileceğini ve ABD’deki kör sistemlerden “onlarca hatta yüzlerce gigawatt” güç elde edilebileceğini söylüyor. Faulds’a göre teknoloji ilerledikçe bu enerjiyi kullanma kapasitesi de aynı ölçüde artıyor.

Kaynak: https://www.wired.com/story/startup-found-hidden-source-geothermal-energy/
Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    sevdim
    Sevdim
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir