US Navy bünyesindeki F/A-18E/F Super Hornet uçaklarının yerini alması planlanan F/A-XX Next Generation Air Dominance (NGAD) programına yeni bir aday katıldı. Sıra dışı üçlü gövde tasarımıyla bu uçak, adeta Batman’in hangarından fırlamış gibi görünüyor.
NGAD girişimi, altıncı nesil savaş uçaklarını geliştirmeyi ve desteklemeyi hedefleyen bir sistemler ailesi oluşturmayı amaçlıyor. Bu kapsamda geliştirilen F/A-XX, US Navy’nin US Air Force tarafından kullanılan F-47 uçağına karşı alternatifi olarak öne çıkıyor. Söz konusu durum ilk bakışta gereksiz görünse de US Navy; F-35C Lightning II uçağını tamamlayacak ve zamanla onun yerini alacak, uçak gemisi tabanlı ve çok rollü bir uçağa ihtiyacı olduğunu vurguluyor.
US Air Force hava üstünlüğüne odaklanan bir uçak ararken US Navy, yüzey saldırısı, hava-hava muharebesi ve elektronik harp görevlerini üstlenebilecek bir model istiyor. Ayrıca F/A-XX uçağının, insansız Collaborative Combat Aircraft (CCA) sürüsünü yöneten bir komuta merkezi görevi görmesi, ek silahlar ve sensörler taşıması gerekiyor.
F/A-XX ihalesi için şu an Boeing ve Northrop Grumman yarışıyor ancak Stavatti Aerospace tarafından geliştirilen SM-39 Razor, sürpriz bir aday olarak rekabete dahil oldu.
Kağıt üzerinde SM-39, karma kanat-gövde yapısına entegre edilen ve değişken kavisli kanatlara sahip üçlü gövde tasarımıyla oldukça etkileyici duruyor. Kısacası tasarım, efsanevi Batwing uçağını andırıyor. Tasarımın 4 Mach azami hıza ulaşması bekleniyor, bu da rakiplerinin iki katı hız anlamına geliyor. Ayrıca 2.5 Mach süper seyir hızı, daha geniş taktik menzil, servis tavanı, faydalı yük kapasitesi ve tırmanma hızı gibi iddialı özelliklere sahip.
Genel olarak SM-39, rakiplerini büyük bir farkla geride bırakarak ödülü kolayca alacakmış gibi görünüyor. Üstelik karbon kompozitler yerine devrim niteliğindeki titanyum köpüğünden üretiliyor.

Peki, oyun bitti mi? Henüz değil.
Sorun iki temel noktada toplanıyor. Birincisi, SM-39 ciddi şüphelerle karşılaşıyor. Bir turbofan motorun hedeflenen hıza ulaşıp ulaşamayacağı veya bu sıra dışı tasarımın hipersonik hızlarda oluşacak şok dalgalarına dayanıp dayanamayacağı merak konusu. Hava girişlerinin tıkanması veya yapısal stres gibi risklerin yanı sıra uçağın görünmezlik özelliği de zayıf görünüyor. Uçak yüzeyinin 400 °C sıcaklığa ulaşarak bir uçan meşale gibi algılanabileceği belirtiliyor.
İkinci mesele ise Stavatti şirketinin 1994’ten bu yana tek bir uçak bile üretmemiş olması. Kendini sıfırdan tasarım yapan bir firma olarak tanımlayan şirket, Niagara Falls merkezinden sürekli konseptler yayımlasa da henüz bir prototip bile ortaya koyamadı.
Stavatti temel olarak risk sermayesi, melek yatırımcılar, devlet teşvikleri ve fikri mülkiyet satışlarından gelir sağlıyor. Yıllık gelirinin yaklaşık 3 milyon dolar olduğu ve sadece 25 çalışanı bulunduğu tahmin ediliyor. Rakamlar, savunma sanayisinin dev isimlerinin yanında oldukça sönük kalıyor.
Özetle Stavatti, gerçekleşmeyen projeler üretmekle tanınıyor. Ayrıca US Navy, şirketin yarışmaya katılımını henüz doğrulamadı. Tabii ki SM-39’un tamamen bir hayal ürünü olduğunu söyleyemeyiz, havacılık tarihi sürprizlerle dolu ve bu da onlardan biri olabilir.
Kaynak: https://newatlas.com/military/stavatti-aerospace-sm-39-razor-batwing/
