Teknoloji
24/3/2025
Avrupa merkezli robotik şirketi Neura Robotics, üçüncü nesil insansı robotu 4NE-1’in Haziran ayında piyasaya sürüleceğini ve o dönemde pazardaki en iyi robot olmasının beklendiğini açıkladı. Son aylarda benzeri görülmemiş bir hızla gelişen robotik alanında bu iddia oldukça cesur bir çıkış olsa da, Avrupa ile ABD arasındaki son jeopolitik değişimler göz önüne alındığında, bu tür atılımlar Avrupa'nın artan otomasyon çağında rekabet gücünü koruması açısından kritik önem taşıyor.
Neura Robotics CEO’su David Reger, TechFirst podcast’inde yaptığı açıklamada, “Pazardaki en iyi robot olmalı” dedi. Reger ayrıca “Haziran ayında, dünyadaki diğer tüm insansı robotları geride bırakacak bir şey göstermeyi sabırsızlıkla bekliyorum.” ifadelerini kullandı.
Bu, oldukça iddialı bir hedef.
4NE-1’in etkileyici bir robot olduğu açık. Yaklaşık 180 cm boyunda ve 80 kg ağırlığında olan 4NE-1, mevcut sürümünde yaklaşık 16 kg yük taşıyabiliyor ve saatte yaklaşık 3 km hızla hareket edebiliyor, ancak bu değerlerin üçüncü nesilde gelişmesi bekleniyor.
4NE-1, çevresini algılayabilen 3D görüş sistemine, insanları tespit edip çarpışmaları önlemeye yarayan özel sensörlere ve dokunma hissi sağlayan kuvvet-tork sensörlerine sahip. Robot tamamen otonom olarak çalışıyor ve değiştirilebilir ön kolları sayesinde belirli iş ve kullanım amaçlarına göre özelleştirilebiliyor.
4NE-1’i asıl etkileyici kılan, zekasının nasıl tasarlandığı ve uygulandığı. Zeka sistemi, insanların hissetme, tepki verme, düşünme ve işlem yapma biçimlerine şaşırtıcı şekilde benzeyen üç katmanlı bir yapıdan oluşuyor.
Düşünün: Sıcak bir ocağa dokunduğunuzda neredeyse anında tepki verirsiniz. Bu tepki düşünmeyi ya da işlemeyi gerektirmez; omurilikten gelen içgüdüsel bir reflekstir, beyinden değil. Bu da tepkiyi çok hızlı kılar.
Daha zorlu görevler, örneğin arabanızdan marketin kapısına kadar en uygun rotayı seçmek, beynin daha üst düzey fonksiyonlarını içerir. Daha da karmaşık sorunlar için bazen başka insanların zekasına, internete, Wikipedia’ya, sosyal medyaya veya ChatGPT gibi yapay zeka sistemlerine başvururuz.
Neura Robotics’in 4NE-1’inde bu yapıya şaşırtıcı derecede benzer bir sistem var.
İlk katman, örneğin robotun "derisinde" ya da bir şarj portunda bulunan, yalnızca 5 ila 6 milyon parametreli çok dağıtık bir LLM tabanlı yapay zeka modeliyle anlık algı ve tepki sağlıyor. İkinci katman, robotun gövdesinde yer alan 500 ila 600 milyon parametreli bir yapay zeka motoruyla çevresini anlayıp sonraki adımları hesaplıyor. Üçüncü katman ise bulutta yer alan ve yaklaşık 10 milyar parametreli bir modelle en zorlu görevleri yerine getiriyor.
Sistemin amacını Reger şöyle açıklıyor: “Gerçekten bir insansı robotun ya da herhangi bir robotun akıllı görevleri yerine getirmesini ve durumu anlamasını istiyorsanız, bu farklı katmanlara sahip olması gerekir. Fiziksel dünyada gerçekten tepkisel ve etkili hareket edebilmenin tek yolu budur.”
Üçüncü nesil 4NE-1 hakkında yaptığı iddialar oldukça büyük olsa da Reger bu açıklamaları boş yere yapmıyor.
Neura Robotics, Reger’in ilk robotik şirketi değil ve yeni kurulmuş bir girişim de değil. Şirket 2019’dan bu yana robotlar — özellikle Reger’in vurgusuyla bilişsel robotlar — üretiyor. Hâlihazırda pazarda, kablolu robot kolları MAiRA, 1.500 kg’a kadar yük taşıyabilen kaykay benzeri MAV adlı taşıma robotu ve tekerlekli bir teslimat robotu gibi ürünlere sahip.
Robotların insanlarla yan yana çalışırken yavaş hareket etmeleri, güvenlik açısından anlaşılır bir zorunluluktur fakat Reger, 4NE-1’in bu sınırlamayı aşacağını düşünüyor ve beklentisini şöyle dile getiriyor: “Ziyaretime gelen herkes robotun bardak doldurmasını görünce etkileniyor ama ben hiç etkilenmiyorum. Robotumdan oldukça rahatsızım.”
Neden?
Çünkü robotlar genellikle yavaştır, özellikle de insanlarla yakın temasta çalışmak için tasarlanmış olanlar. Reger’e göre bunun sebebi insanlara zarar verme riskini azaltmak için bilinçli olarak yavaş hareket etmeleri.
Peki bu sorun nasıl çözülür?
Cevap: deri. Dokunmayı algılayan ve “insanüstü sensörlerle” teması önceden tahmin edip basıncı hassasiyetle hesaplayabilen bir deri. Bu sistem, robotun insanlara çarpmadan çok daha hızlı hareket etmesini sağlar.
Reger: “Bu sayede, robotu bir insanın yanında kontrol etme biçiminiz tamamen değişebilir. Bu, üzerinde en çok çalıştığımız konulardan biri.”
Neura ayrıca, 4NE-1’in son derece hızlı ve güçlü hareket etmesini sağlayacak, Boston Dynamics’in hidrolik parkur robotlarına benzer ama elektrikle çalışan yeni bir aktüatör de icat etti. Reger, bu aktüatörün günümüzde mevcut olan en iyi çözüm olduğuna inanıyor.
Tüm bu gelişmeler heyecan verici olsa da alanda ciddi bir rekabet söz konusu.
Figure, önümüzdeki dört yıl içinde 100.000 insansı robot sevk etmeyi planlıyor ve Agility Robots şirketinin robotları şimdiden müşterilerin fabrikalarında ve dağıtım merkezlerinde görev alıyor. Bunun ötesinde, dünya genelinde yaklaşık 100 şirket insansı robot üretiyor ve en az 16 tanesi güçlü ürünlere, vizyona ve sermayeye sahip.
Neura’nın üçüncü nesil 4NE-1 robotunun performansı görüldüğünde iddiaların ne kadarının gerçek olduğu anlaşılacak ancak şimdiden net olan şu ki, Avrupa'nın giderek otomasyona yönelen gelecekte rekabet edebilmek için kendi insansı robotlarına ihtiyacı var. Peter Diamandis’in insansı robotlar üzerine son raporuna göre, Avrupa’da bu alanda dikkat çeken çok fazla şirket bulunmuyor. Çoğu ABD ve Çin’de; yalnızca biri İngiltere’de, biri Kanada’da yer alıyor.
Avrupa açısından bu ciddi bir sorun.
Verimli, etkili ve makul fiyatlı insansı robotlar dünyayı kökten değiştirecek. Üretim, lojistik, bakım, sağlık hizmetleri, yaşlı bakımı, teslimatlar... büyük sektörlerin tamamı etkilenecek ve bu teknolojileri yaygınlaştıran ülkeler devasa verimlilik artışları yaşayabilecek.
Reger bunu tamamen kavramış durumda:
“Treni kaçırmamıza asla izin verilmemeli,” diyor. “Eğer robotikleri kaçırırsak, Avrupa gelecekte çok büyük sorunlarla karşılaşacak çünkü henüz kontrol altına alamadığımız tek şey bu. Bu konu hakkında çözümümüz yok, yanıtımız yok.”
Hatta Reger’e göre bu neredeyse bir varoluş meselesi:
“Robotik olmayan bir Avrupa, bence artık var olamaz. Avrupa’nın eskiden olduğu gibi bir amaca hizmet etmesi mümkün olmaz. Çünkü hep harika arabalarımızla, üstün teknolojimizle, ürettiğimiz makinelerle tanınırdık. Bu dönem hâlâ bitmiş değil ama otomasyon trenini kaçırırsak son bulabilir.”
Uzmanların öngörüsüne göre, insansı robotlar beklenen düzeye ulaşırsa, uluslararası ekonomik rekabetin temel unsurlarından biri olacak. Özellikle gümrük tarifeleri ve yerli üretim odaklı kampanyaların yaygınlaştığı günümüzde, bu teknoloji stratejik önem taşıyor.